|
|
April 27
DEĞERLİ MİSAFİRLERMİZ SİZLER İÇİN ELİMİZDEN GELEN BÜTÜN EN GÜZELLİKLERİ YAPMAYA TASARLIYORUZ ŞAYET SİZDE BİR WEB SİTE KODLAMASI VEYA HER HANGİ BİR KODLAMA VEYA BU SİSTEMİ NASIL KURDUMU MERAK EDİYORSANIZ BANA ULAŞARAK ELİMDEKİ KODLARI SİZLERE YOLAYABİLİRİM VE SİZE BU İŞİN TÜM SIRLARINI ÖĞRETEBİLİRİM YAPAMADINIZ YERDE DEVREYE GİREREK SİZİN SİTENİZİDE TASARLAYABİLİRİZ SEVGİ SAYGILARLA BANA ULAŞMAK İÇİN AŞADAKİ YERE TIKLAMANIZ YETERLİ OLACAKTIRMAİL ATMAK İÇİN
SİTENİN ÖZ SAHİBİ SALİH ZEKİ
MESAJLARINIZI BEKLİYORUZ SAYGILARLA VE SİZLERİNDE SİTELERİNİZİ BIRAKIRSANIZ EN AZINDAN BAKABİLİR VE BİR DEĞERLENDİRME YAPARAK SİZE FİKİRLEMİZİ SÖLEYEBİLİRİZ SELAM VE DUAİLE ALLAHA EMANET OLUN
BİR MESAJ BIRAKMAK BUKADAR ZORMU LÜTFEN SİTEMİZDE DÜŞÜNCELERİNİZİ YAZINIZ
| |
|

Mp3ilahi Forum - Kardeşliğin Adresi
UYARILAR
ALLAH'IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!!!
HUZURU KAYBETMİŞ. MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ... ZAMAN; AHİR ZAMAN’DIR... ZAMAN; ALLAH’A DÖNÜŞ ZAMANI’DIR... ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI’DIR... ‘’KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ’’ (TAHRİM, 6) !!!
İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ! ALLAH’I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ! ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH’TA SİZE MERHAMET ETSİN... !!!
HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ! ‘’SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...’’ SADAKALARI ÇOĞALTINIZ! EVLERİNİZİ, ALLAH’IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ. HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)’in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA; ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ. !!!
EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ! EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN! DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ... FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR... UNUTMAYINIZ Kİ; ‘’ALLAH’IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!’’ !!!
VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)’tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK... AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA’YA... AÇIN ELLERİNİZİ DUA’YA... AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE... AÇIN... AÇIN... !!!
 
  
BENİM MUHAMMEDİM
Cebrail’im selam eyle dostuma
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Söyle gelsin çıksın arşım üstüne
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Arşımı donattım gelsün göreyim
Kullarım halinden haber sorayım
O gelsin ben ona haber vereyim
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Arşımın üstünde seyran eyleyen
Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen
Mirac’da ümmetin Hakk’tan dileyen
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Derviş Yunus severiz Muhammed’i
Her andıkça verelim salavatı
Kadir Mevlam ana mahbübum dedi
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
  
| 
  
Merhamet dilendiğim kelimelerin gölgesinde içimin yankısını sana yollamak istiyorum. Yüreğimde çağlayanlar var, dinmeyen gözyaşlarım var efendim. Sana yolluyorum tüm hasretlerimi, aşarak yüreğimin çöl kumlarını. Demet demet yıldızların kutlu rehberlerimdir, kapına yöneldiğim gecenin şu ıssız saatlerinde. Gönül heybemde gözyaşlarım, geçtiğim yollara serpiyorum sadakam diye. Yürek tezgahında dokuduğum sancılarım var sadağımda, kuşandığım acılar var. İşte geldim kapına efendim, dilimde senden dilendiğim şefaatin var. Ey Nebi, inan ki sensiz gündüzlerimiz bile geceye döndü. Alnımızı üfül üfül okşayan rahmet yüklü soluğundan mahrumuz yıllardır. Senin yokluğun, ölü ruhlara can veren nefesinin yokluğu, bizi ağyar ateşinde yaktı. Deden Hazret-i İbrahim'e yakılan ateşten daha acımasızdı yandığımız ateşler. Medet Sultanım! Hicranınla yanan ruhumuza parmaklarından yine boşaltmaz mısın kevserlerini oluk oluk? Utancımız büyük. Adını bir bayrak gibi dalgalandıramadık gönül semalarında. Giremedik kalplere, adını sunamadık sana muhtaç sinelere. Büyük utançlara kundaklandık; ama sen sultansın Efendim, ne olur himmetini esirgeme boynu bükük, yüreği yaralı ümmetinden. Yaralı yüreğimizi, Hazret-i Eyyub'a bahşedilen ab-ı hayat gibi çağlayanlarla yıkayacağın günü bekliyoruz. Bir gün gözlerimizden perdelerin kalkacağı ümidiyle yaşadık hep. Temessülünle şerefkudum buyurduğun Ahmet Rufai hazretlerine imrenir olduk. Biz de, günahkar dudaklarımızı senin o pak ellerine dokunduracağımız günün hasretiyle bekliyoruz efendim. Sen, çiçek çiçek donanmış vefalarla kucaklayan Uhud'un bağrındaydın hani... En has şühedanın vefa kokan cennet mekanlarını ziyaret etmiştin... Ve orada demiştin ya, 'Kardeşlerime selam olsun!' diye... Ey Nebiler Sultanı Efendim! Bizleri, işaret buyurduğun o garip devirde gelen kardeşlerin sayıp ziyaret etmeyecek misin? Ayağı ve alnı beyaz sekili atların say bizi, aldığımız abdestlerimiz var günde beş vakit. Ne olur efendim, Mekke'den Medine'ye hicret eder gibi gel. Sen gel ki, güneşin bizi terk ettiği karanlık gecelerimize dolunaylar doğsun. Yeniden bestelensin 'Tale'al Bedru'lar. Hiç günahı olmayan çocuklarımız seslendirsin yine o yanık nağmeleri. Ellerinde demet demet güllerle bekleyen kadınlarımız, gözyaşı çağlayanlarıyla yıkasın yollarını. 'Ey sevgili, en sevgili' Efendim! Seni anlayamayan nazarlara keşke, sana perdedar olan bir örümcek kadar vefalı olabilseydik. Anlayabilseydik kıymetini... Seni anlatabilseydik... Keşke bir güvercin olabilseydik, dünyanın dört bir tarafına nur dağıtan ellerinden uçurduğun. Senin çağları aşan o kudsî çağrılarını taşıyabilseydik çağlardan çağlara ve deniz aşırı diyarlara. Ne olur gel Efendim! Çağın yetimleri var seni bekleyen. Sana kasideler yazan bağrı yanık aşıkların var, ağıt yakanların var. Ağıdı dindirecek öksüzlerin var. Ve talihsiz devrin Asiye yüzlü, Meryem iffetli yetimleri var. Gözyaşlarına sünger olacağın sürmeli ceylanların var. Sakat vicdanlarda çarmıha gerilmek istenen Mesih soluklu yiğitlerini ne olur daha fazla bekletme Efendim. Ateşe atılmak istenen İbrahimlerimiz var, Senin gül bitiren yağmurlarını bekliyorlar. Bıçak altında tevekkülle bekleyen İsmaillerimiz var; yoluna kurban olmayı bekleyen koç yiğitlerimiz var. Biliyoruz, aşkına pervane olamadık. Yanlış ateşlerde yandı ruhumuz. Yanlış pazarlara sürüldük. Yalancı şafaklarla kandırıldık yıllar yılı. Sensizliğin girdabında zehrini yudumladık hayatın. Onca günahlarımıza, bize yakışmayan kusurlarımıza rağmen, senin büyüklüğün kadar büyüttük umutlarımızı. Dağlar kadar günahlarımız olsa da sen kadar umutlarımız var. Hani diyorsun ya Efendim, 'Benim şefaatim, ümmetimden günah-ı kebair işleyenleredir.' Kim bilir kaç günah kirinin içinde büyüttük bembeyaz umutlarımızı. Tutunduk verdiğin söze. Müjdenin ipekten çehresine sarındık. Ey Nebi, kendisine yollanan salatu selamları işiten vefalı Dost. Sana yolladığımız salatu selamların sımsıcak gölgesinde beyaz dualarımızın aydınlığıyla yöneldik kapına. Temessülünle, meftunlarını sevindireceğin zamanı bekliyoruz. Sireten şekil değiştirecek kadar büyük günahı olanların imdadına, sırf sana yolladıkları salatu selamlar hatırına yetişmiştin Efendim. Ve biz ahirzamanın garip insanları, bir kere daha temessül edip imdadımıza yetişeceğin günün hasretini çekmekteyiz. Yetiş imdada ya Resulallah, ne olur imdadımıza yetiş! Gönül Kabe'sinde, günahlarımıza rağmen yine de bir yer var Efendim teşrif buyuracağın. Yüreğimizin yanıklığıyla tütsülediğimiz gözyaşı dolu mahzenlerirniz var. Uyku nedir bilmeyen kirpiklerimiz var Seni bekleyen. Ne olur gel, gel ki: ‘Kadem bastın gönül tahtına A Sultanım sefa geldin,' diyelim bağrı yanık aşıkların gibi. Ey, 'Levlake...' hitabının Nazlı Sultanı, naz makamının efendisi! Yıldızların, yoluna kaldırım taşları gibi dizildiği, yüreği bulut bulut olan Sevgili! 'Yağarsın, taşlar bile yemyeşil filizlenir.' Sen olmasaydın eğer, taşlardan daha katı yüreğimizde hiç yeşerir miydi yepyeni umutlarımız! imanın gökkuşağı renkleri belirir miydi yağmur sonrası gibi! Yüreğimizin yamaçlarında boy verir miydi hiç, sen kokan güller, olmasaydın Efendim! Ve bir de Efendim, 'Damar damar seninle, hep seninle dolsaydık', koruyabilseydik 'vefa'mızı... Açsaydı daim bizim de gönlümüzde vefa çiçekleri... Bir Molla Cami de biz olsaydık, ashabına kıtmir olmayı canı gönülden dileyen... Kıtmirin olabilseydik ey Şah-ı Rusül! Sana sadık olabilseydik... Adına ve ashabına sahip çıkabilseydik ta haşre kadar... Ashab-ı Kehf'in kıtmiri gibi olsaydık... Onca günahlarımıza rağmen, 'Senin ashabın cennete giderken ben nasıl cehenneme giderim?' diye inleseydik... İniltilerimizde bestelenseydi ümitlerimiz... Kabul eder misin bizi Efendim, ashabının kıtmiri olarak? Zira Efendim, 'Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım' diyerek başımızı koyduğumuz olmuştur yastığa, tutunduğumuz an olmuştur düşlere. Ne olur; 'Gel ey Muhammed bahardır Dudaklar ardında saklı Aminlerimiz vardır Hac'dan döner gibi gel Miraç 'dan iner gibi gel Bekliyoruz yıllardır.' Bir demet gül var elimizde, titreyen yüreğimiz var. Güllerimiz solmadan, gül kurusu ağlamadan yüreğimiz, ne olur gel Efendim! !!! |
|
|
|
BİRAZDA ÇAYLARIMIZI YUDUMLARKEN OKUYACAĞIMIZ MAKALELER BUYRUN BENİM ÖZEL KALEMİMDEN
Çaba gerektiren sevgiler
kimin sizi ne kadar sevdiğini öğrenmek isterseneiz kendi adınızı ve istediğiniz birinin adınız yazın ve öğrenin yorum yazmayı unutmayın bannerimi almadan gitmeyin
Sevgiyi bazan aramadan buluyoruz, bize yaşamak için güç veriyor.Bir de çabalarımız sonucu bulduğumuz sevgiler var, onların yüreğimizde müstesna yeri olduğunu, onlara ve onları bize hediye eden insanlara daha çok değer vermemiz gerektiğini anlıyor, farkediyoruz. Siz kendi halinizde yaşayıp giderken bir gün bir yazı okuyorsunuz, hasbelkader tanıştığınız biriyle insana ve Yaratana dair birşeyler konuşuyorsunuz ve bir süre sonra bakıyorsunuz ku, hayatınızın akışı değişmiş. Yeni kelimeler öğreniyorsunuz mesela; biz makalenin ne demek olduğunu biliyorduk da, ’Makalat’ın makaleler anlamına geldiğini ve böyle bir kitabı okuduğumuzda gönlüüzde devrimlerin olacağını, yıkılmış olanların onarılacağını, yeni tohumlar ekeceğimizi, yeni duyuşları sulayıp büyüteceğimizi, kamil insan olmak için fikrimizi, kalbimizi, elimizi yoracağımızı hiç tahmin etmezdik. Bir kere bize yeryüzünde kamil insan olmak için yaşadığımızı, yaşamamız gerektiğini ima edenler olmuştu. Fakat Yunus Emre gibiler olmasaydı insanın özünün ne kadar değerli, Allah’a ne kadar yakın olduğunu, insanların aslında bunu bilmek ve bildirmek için yaşadıklarını nasıl öğrenecekti? Erenler, arifler, veliler, Yunus Emreler, bugün de, Yunus gibi, Mevlana gibi olanlar önce kendi sevgilerini veriyorlar. Onlar bizi sevince biz de onları seviyoruz, sonra bakıyoruz ki biz aslında Hakkı sevmişiz. Çünkü onların aynasından Rabbimizin güzel isimlerini seyretmişiz. İşte bunlar üzerinde çaba sarfedilen sevgilerdir ve daha değerlidirler. Bir insanın halinde Hakkı görebilmek göz ister, idrak ister, birikim ister, görülen bu hal insanı etkiler, kendine çeker, çünkü insan özünü aramaktadır ve ona özünü hatırlatan her güzellik değerlidir. Kamil insan da bizi çeken onun halinde bulduğumuz "Haktan bir iz"dir. Budur bizi aşık eden, belki serden geçiren. Bir de "kamil insana benzeyebilmek" meselesi var. "Nerede, nasıl, neye göre davranacağız" bize ne çok yaraşanı nasıl seçip alacağız, bu soru çok önemsediğimiz bir soru. Bize verilen akılla, idrakle, duygularımızla nasıl en güzeli bulacağız, eksik yönlerimizi nasıl tamamlayacağız, aşırılıklarımızı nasıl gidereceğiz, nasıl "denge" kuracağız? Kamil insanlara duyduğumuz sevgi, onlarla yaptığımız duygu ve fikir alışverişi bunun için yeterli olacaktır.
Yalnızlık paylaşılır
Gece... Aydınlık yıldızların süslediği kara yalnızlık. Gecelerin emzirdiği, besleyip büyüttüğü kimi zaman aradığımız, kimi zaman katlanmak zorunda kaldığımız yalnızlık... Ancak sadece yalnızken duyabileceğimiz hisler vardır, ancak yalnızken dolaşabileceğimiz hüzün bahçeleri... Ve yalnızlığın rüzgarı savururken bizi, bize arkadaşlık eden hazan yaprakları, aslında onlar da yarım kalmış anılardır... Ne kopmak isterim, ne içinde kalmak yalnızlığımın, her ikisinin de kıymetli olduğunu bilirim. Fakat gönlüm yalnızlığın sürmeli gözlerine tutkun, öyle deruni bir bakış beni kendiliğimin yalnızlığına çağırıyor. Kendimi dinliyorum, beynimin içinden hatıralar geçiyor, yine mutfaktayım. Mutfak perdesinde koyu pembe güller, her biri yalnız kendi masalını okuyor. Bir bardağa ıslanmış nergisler, bu kendini beğendiğini söyleyen çiçekler baktıkça yalnızlığıma yalnızlık katıyor. Gördüğüm nesneler ve mutfağın atmosferi sanki bir manayı bütünlüyor, evet bana şimdi en çok yalnızlık yaraşıyor, isyanım yok. Takdir–i İlahi başımızın gözümüzün üstünde. Kabirdeki yalnızlık üstüne ne demeli? Ölüm, fikrimizde hergün kendini yeniliyor, insan yalnız doğduğu gibi, evet yine yalnız ölüyor. Her gece ölüyorum yalnızlığın kara, sürmeli gözlerinde. Bu bakış içimde yangınlar körüklüyor, yalnızlığımın sevilesi bir şey olduğunu anlıyorum. “Yalnızlık paylaşılmaz”mış üç paragraf oldu yalnızlığı anlatıyoruz, paylaşamayan var mı Allah aşkına? Şimdi sürmeli gözler bana birini çağrıştırıyor, yalnızlığın koyusunda, sanki Yusuf’un kuyusunda O Rahmet Peygamberini anmak ne güzel. Sadece yalnızken onu hakkıyla hatırlayabiliyorsam o zaman yalnızlık da güzel. Zaten Allah (cc) hiç bir şeyi boşuna yaratmamıştır ki, her şeye anlamını vermiştir, herşey yerli yerincedir, yalnızlık da, hüzün de, bazan gariplik de. Hastalık da yerli yerincedir, aşk yerli yerince... Şu karşımda duran tuzluk, içinde kendince yalnız binlerce tuz tanesiyle kalabalıklar içindeki yalnızlığı anlatıyor. Yalnızlık bu gece her nesnede kendini gösteriyor. Şükür ki yalnızlık var; “Allah’a mahsustur” denir fakat bazı gerçekleri hakkıyla anlayabilmek ve kıymet bilebilmek için bazan yalnızlık gereklidir. İşte gecenin bütün yalnızlığını paylaştık sizinle, Allah (cc) sevdiklerinden seçtiklerinden ayırmasın.
| |
|
ŞİİRLERİN DİLİNDEN DUYGULAR BÖLÜMÜNE HOŞ GELDİNİZ
KODLARI İSTEYEN ARKADAŞLAR LÜTFEN BENİM YAN TARAFTAKİ MSNDEN KONUŞMA BÖLÜMÜNE NİCKİN OLDU YERE MAİLİNİ YAZSIN SONRA MESAJINI YAZSIN YOLASIN YADA BEN ONLİNE İSEM SİZE MESNEDEN CEVAP VERCEĞİM SAYGILAR
TASARIM UZMANI SPACESİN SON TEKNOLOJİ UZMANI SALİH ZEKİ |
ÖZEL BİR ŞİİRDİR BU YANLIZLIĞIMI DİLE GETİREN BENİM DUYGULARIMI ANLATAN ÖZEL BİR ŞİİRDİR LÜTFEN SAYGILI OLALIM SEVGİLİ ARKADAŞLAR
SAYGILARIMI SUNARIM İMZA SALİH ZEKİ
MEMLEKET: AMASYA
TAKMA ADI SEVGİ DOSTU
NOTU:AMASYA05500''ÜN SİTENİN SAHİBİ SEVGİ DOSTU SALİH ZEKİDEN SAYGILAR ALLAHA EMANET OLUN MESAJ DAFTARİNE MESAJLARINIZI YAZARSANIZ ÇOK MEMNUN OLURUM SEVGİLER
|
|
Bulutlar geliyor karşıdan koşarcasına; kararmış bulutlar, yanık bulutlar... Gönlümden sel olup taşarcasına, gurbet yollarından dönmüş bulutlar... Hüzünlerle çile yüklenmiş, umuttan yana sisli bulutlar.
Şafak vaktinde üç kere, beş kere öpüp, güllerden bir demet yapmıştım avuçlarımda. Ne yazık ki ne söyleyebildim, ne de bir yol bulup gönderebildim sana. Derdiğim güller yerlere düştü, sevincim mum alevi gibi söndü, gül bahçesinden ayrıldığımda... Baktım ki o an, çalı dikenli karanlık bir yoldu uzanan karşımda. Hiç birşey düşünmeden saptım o yola... Üstüm başım berbat, saçlarım darmandağınık, pabuçlarım yırtık, ellerim kan içinde, yürüyordum usul usul zorluklarla. Yorgundum, soluksuzlanmıştım. Artık nice şeylerden geçmiştim, bir damla suydu isteğim... Ne yazık ki bir çeşme bulup, içememiştim... Sonbaharın rengi gibi, sapsarı çilelerle doluydu ömrümün kalan yolu. Gönlümün kızaran semalarında; yalnız bugün değil, dün de olduğu gibi, sevdama kasteden tayfunlar esmekteydi.
Derdin bana "gelmek için binbir yol var", var, tabi ki var, var da; töreler gibi engeller de var o yollarda... Sen kış günümde açan, kardelenim bile olamazdın sevdaçiçeğim. Oysa ben yaşların zehir olsa da, gözlerinden "çarem" der içerdim. Duyar mısın feryatlarımı yağmur gözlüm? Bu dünyada değil, öte tarafta da, biriciğim, tek eşim sensin, sen kalacaksın.. Ben sana gelemiyorken, derdiğim gülleri bile sana gönderemiyorken; kararmış, çileler yüklü, umudu sönük, sisli bulutlar gelmekte üzerime, üzerime... Her şeye rağmen, sen gene de sus, bekle beni... Birşey deme, bozma hayallerini, düşlerini de yitirme.. Ne birşey sor yazgıya, ne de söyle... Sus sen, sen söyleme...
|  |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü
  
Dün canım olan
Yarın düşmanım olmaz benim!
Yaşananların hatrı hep saklı kalır,
hatırları hep sorulur,selamları hep alınır!
Sildiklerim vardır birde. . .
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır!
Adları anılmaz,hatırları sorulmaz,
sadece beddualarımdır!
Vicdanla birlikte
"şeref" ararım ben sevdiklerimde. . .
Herzaman doğru değildir elbet seçimlerim,
zaman gelir SEREFSIZLERI de severim...
|
|
|
Bir sabah, Zamanı durdurdun sen... Ayrılığı ekledin sonbahara Mevsimin bütün bulutları, Gözlerimde birikti de Ben yağamadım bakışlarına...
Söyle! Hangi güneş Baharı getirecek şimdi bana? Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç Ben nasıl içebilirim yokluğuna...
Belki, Zamansızdı sevgim En az gidişin kadar! Elde değil bu. Sen hiç eylülde sevip de Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı? Bilemezsin sevdiğim... Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı...
Doğduğum gündeyim şimdi. Yoksun... Bir başıma içip, Kağıda gidişini karaladım... Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili Anladım...
Salih Zeki |
| | | | | | | | |
|
|
AMASYADAN SEVGİLERLE İŞTE BENİM MEMLEKETİM AMASYA TASARIMI KENDİME AİTTİR AMASYA05500 SİTESİNİN SAHİBİ SALİH ZEKİYE AİTTİR LÜTFEN KOPYALAMYIN RİCA EDİYORUM YARDIM ALMAK İSTERSENİZ CBOX BÖLÜMÜNE MESAJINIZI BIRAKIN VE ZİYARETCİ DEFTERİNE BİR MESAJ BIRAKIN HEMEN ZİYARETCİDEFTERİMİZ YANDA SOLDA PROFİLİN ALTINDA İLETİŞİM BÖLÜMDEDİR SAYGILAR
FLAŞ PHOTO TEKNİNDE AMASYANIN ALBÜMÜ
burda spaceniz varsa yükleyin yapmanız gereken joine tıklayın sonra edit deyin orda isminmizi mail adresinizi sonra en altaki siteniz varsa sitenizin ismi sonra en altta solda hangi şehirse onu yazun okleyin resminizi yükleyin bukadar
|
| |
|
|
|
|